Türkiye Spor Endüstrisi Zirvesi ve PASSOLİG

İstanbul Ticaret Üniversitesi, Türkiye’nin önemli ekonomi kaynaklarından birini oluşturan spor endüstrisini, kurduğu Spor Endüstrisi Uygulama ve Araştırma Merkezi ile akademik kulvara taşıdı.

Ulusal ve uluslararası düzeyde kamu ve özel sektöre danışmanlık ve eğitim hizmetlerinin sunulacağı merkezin ilk organizasyonu olan Spor Endüstrisi Zirvesi, üniversitenin Sütlüce yerleşkesinde gerçekleştirildi. Türkiye Süper Ligi’nin uluslararası bir marka olması için neler yapması gerektiği konusunun öne çıktığı zirve, zengin katılımcı yelpazesiyle gün boyunca sürdü.

Zirvenin ilk bölümünde, Türkiye Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Emre Alkin, İngiltere Premier Ligi Genel Sekreteri Nic Coward ve Aktif Bank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Önder Halisdemir ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren birer konuşma yaptı.

Prof. Dr. Emre Alkin: Futbol ülke menfaatleri çerçevesinde topluma fayda sağlamalı

Zirvenin açılış konuşmasını yapan Türkiye Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Prof. Dr. Emre Alkin, spor endüstrisinin gelişimini çarpıcı rakamlar eşliğinde dile getirdi.
2000’li yılların başında Türk futbolunun üretmiş olduğu gelirin yaklaşık 150 milyon dolar olduğunu söyleyen Alkin; “Bugün gelinen rakam ise 580-600 milyon dolar. Toplam gelir 10 yıl içerisinde yüzde 300 artmış. Türk futbolu bugün Avrupa’nın 6. büyük futbol ekonomisine sahip” dedi.

Yılda 87 bin 400 maç organize eden TFF’nin Avrupa’nın büyük federasyonlarının bile çok önünde olduğuna dikkat çeken Alkin; “Toplam 3,704 profesyonel futbolcu ve 267,400 amatör futbolcu kadın-erkek top koşturuyor. Bu maçlarda 5,000’e yakın hakem görev alıyor. Ayrıca 2,500’e yakın gözlemci de olduğunu söyleyelim. Profesyonel kulüp sayısı 127, amatör kulüp sayısı 4,230 adet” dedi.

Alkin konuşmasının devamında şu hususlara değindi:

  • Kanunumuz, statümüz ve çok sayıda talimatla futbolu yönetmekteyiz. En üst organ olan TFF Genel Kurulu, ardından da Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu, Merkez Hakem Kurulu, Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu, Etik Kurul, Temsilciler Kurulu, Kulüp Lisans ve Tescil Kurulu, Sağlık ve Doping Kurulu, Dış İlişkiler, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu, Engelliler Koordinasyon Kurulu gibi statüde belirtilen ya da günün gerekleri neticesinde oluşmuş kurullar bulunmaktadır.
  • Spor Genel Müdürlüğümüz ve Bakanlığımız ile koordinasyonumuz üst düzeyde.
  • Kabaca bir hesaplama yaparsak Türkiye’de futbol ekonomisinin büyüklüğü 700 milyon Avro’ya ulaştı. Dünyada futbol ekonomisinin toplam büyüklüğü 150 milyar Avro’yu geçmiş bulunuyor. Bu yıl ise spor yatırımları dünya genelinde 550 milyar Euro büyüklüğe ulaştı.
  • Deloitte’un Futbol Para Ligi raporuna göre 2012/13 futbol sezonunda dünyanın en zengin 20 futbol kulübünün geliri 5,4 milyar Euro oldu. Listede en zengin kulüpler arasında Galatasaray 16’ıncı, Fenerbahçe ise 18’inci sırada yer aldı. Galatasaray’ın 2012/13 sezonundaki geliri 157 milyon Euro oldu. Bu yıl ilk kez “En Zengin 20” listesine 18’inci sırada girmeyi başaran Fenerbahçe’nin, 2012/13 sezonundaki geliri 126,4 milyon Euro olarak gerçekleşti. Fenerbahçe ve Galatasaray gelirde, AS Roma, Atletico Madrid, Stutgart, Napoli, Benfica ve Ajax gibi Avrupa’nın köklü kulüplerini geride bıraktı. Galatasaray ve Fenerbahçe, artan gelirleri ve Avrupa kupalarındaki başarılarının bir sonucu olarak 2005/06 sezonundan beri ilk kez Deloitte Futbol Para Ligi’nde ilk 20’de yer aldı.
  • Bunların ayrıntısıyla uğraşan birçok insan var. Hem UEFA’da hem de FIFA’da. TFF, UEFA ve FIFA’nın koordinasyonunda yapılan çalışmalarda aktif görev almaktadır. UEFA ve FIFA’da bulunan birçok komisyonda ben dâhil birçok mensubumuz görev almaktadır.
  • Kulüplerimizi çok seviyoruz. Çok iyi taraftarız. Peki ne kadar iyi? Eldeki verilere göre Avrupa’da taraftar ürünlerine ve futbola kişi başına en az harcama yapan ülkelerden biriyiz. Krizdeki Yunanistan ve Portekiz vatandaşları bile bize göre 3 kat daha fazla futbola para harcıyor.
  • En çok futbolcu transfer edip gönderen ülkelerden biriyiz. Allahtan İtalyanlar bu arada açık ara birinciliği bırakmıyorlar. Bu sebeple biz ya ikinci ya da üçüncü sırada oluyoruz. 2012-2013 ara sezonunda, Süper Lig’de mücadele eden 18 takımdan 17’si, 41 yerli ve 23 yabancı oyuncu için toplam 22 milyon 850 bin Avro (53,7 milyon TL) bonservis ve kiralama bedeli ödenmiş. Türkiye 10 ülkenin transfer gelir-gider farkına bakıldığında 53 milyon Avro’luk bir rakamla İngiltere, İtalya, Almanya, Fransa, Rusya ve İspanya’nın ardından 7. sırada yer aldığı görülmektedir.  Gelir-gider farkında 10 ülkenin 6’sı ekside yer alırken, 3 ülkenin ise transferi kârla kapanmış. Araştırma da ayrıca Transfer gelir-gider farkında en fazla kâr elde eden ülkeler Hollanda ve İspanya. Türkiye’de gelecek sezondan itibaren uygulamaya konulacak olan UEFA’nın yeni mali kriterleri doğrultusunda yapılan araştırmalara göre, Süper Lig kulüplerinin transfer harcamaları 41 milyon Avro azalacak; 18 takımın transfer harcaması 88,5 milyon Avro’da kalacak. Geçen sezon bu rakamın 129,8 milyon Avro olduğu ifade edilmektedir.
  • Futbol kulüplerinin toplam gelirleri içinde naklen yayın gelirleri neredeyse yüzde 60-70’i buluyor. Mali yapısı büyük olan kulüplerde bu oran % 30’lara düşüyor ancak yine de sağlıklı değil. Avrupa’nın ilk 20 kulübünde toplam gelirlerin dağılımı neredeyse eşit. Naklen yayın, bilet gelirleri ve ticari gelirler çoğu kulüpte at başı gidiyor.  Bu arada Alman kulüplerinin sıralamada üst basamakları zorladığı gözüküyor.
  • Futbolun seveni çok, derdi de çok. Bugün en çok tartışılan konulardan biri futbolcu kontratlarının üzerinde 3. kişilerin hak sahibi olması. Kulüplerin mali yapısı bozuldukça transferlerin aracılığını yapanların, ya da bu transferleri finanse edenlerin kontratların tarafı haline geldiklerini görmekteyiz. Telaffuz edilen para da büyüyor, dertler de.
  • Bugün bizden sonra konuşulacak olan, Marka, E-Bilet, Süper Lig’in şirketleşmesi ve Sportif A.Ş.’ler gibi konular içinde birçok sorun ve çözüm barındıran tartışmalara sahne olacak diye düşünüyorum. Türkiye’de finans sektöründe de şirketleşme ile ilgili sert tartışmaların yaşandığı 1990’ları dün gibi hatırlıyorum. 2001 krizi ile ilgili yazdığımız “Finansal Aracılığın Evrimi” adlı kitapta da bu eğilimi ele almıştım. Bazı modeller bazı ülkelerin alışkanlıklarına, iş şablonuna uyuyor. Ancak aynı şablonu Türkiye’ye ya da başka bir ülkeye getirdiğinizde bir türlü tutmuyor, çalışmıyor. TFF’nin özerkleşme yolunda verdiği uğraş ve tartışmaları hatırlarsak, ortaya sürülen önerilerin kağıt üzerinde çok güzel ancak uygulama aşamasında sıkıntılar doğuracağını da beklemek gerekiyor. Dikensiz gül bahçesi ancak rüyalarda olur.
  • Bugün tartışılan başka bir konu da şirketleşme ve halka açılmadır. Halka açılma hem şirkete hem de hisse sahibine tat vermelidir. Bugünkü durumu takdirlerinize sunuyorum.
  • Sporla ilgili konularda şirketleşme sosyo-politik baskıların azaltılması için önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilir. Böylece ekonomik kararlarda negative seleksiyon olmayacak ve rasyonel bir bilinçle hareket edilecektir. Aslında bu inanç sadece spor değil her durum için geçerlidir. 1990’larda özerk kurumlar oluşturulurken “ekonomi ve politikayı birbirinden ayıracağız  sloganları atılıyordu. Ben de sürekli tebessüm ediyordum. Ekonomi ve Politika birbirlerinden etkilenen iki olgudur. Nasıl ayrılacaklardı ki? Ayrılmadılar elbette. Bugün de sporu siyasetten ayırmak için şirketleşme modeli öneriliyor. Buna da tebessüm ediyorum. Sosyal bir olguyu politik etkileşimden uzak tutamayız. Dünyanın hiçbir yerinde de bu mümkün değildir.  Bugün eğer, güvenlik, sağlık, finans, ulaşım, iletişim gibi stratejik konular spor ile doğrudan bağlantılıysa, bu konuların karar alıcısı olan siyaseti buradan ayırmamız mümkün değildir. Fayda da getirmez. O zaman önemli olan nedir?

Her şeyden önce sporun ve konumuz olan futbolun ülke menfaatleri çerçevesinde, topluma fayda sağlayan, barış getiren, mali yapıları düzenleyen, koruyan, eğitimin bir parçası haline getiren, uluslararası camiaya katılımı kolaylaştıran, insan haklarına saygılı, ayrımcılığın yok edildiği, gelir seviyesi dahil hiçbir subjektif engele takılmadan herkesin eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamak görevimizdir. Her türlü etkileşime rağmen objektif muhakemeyi sağlamaktır.

Bu çerçevede değerlerini evrensel kriterlerle belirlemiş kurumların kamu ya da özel fark etmez, kararlarını pozitif olarak vereceğinin altını çizmek istiyorum. TFF özerktir, doğru. Ancak kamu hizmeti yapmaktadır. Sadece Türk futboluna değil, Avrupa ve dünya futboluna da hizmet etmektedir.  TFF,  Genel Kurulu, Yönetim Kurulu ve diğer kurulları, 452 personeli ve 13 bölge müdürlüğü, futbol direktörlüğü, futbol gelişim direktörlüğü, illerdeki gönüllü binlerce çalışanı ile futbol ekonomisinin farkında ve gereklerini yerine getirmektedir.

Nic Coward: “İllegal bahisçiliğin önüne geçilmeli”

Daha sonra kürsüye gelen İngiltere Premier Ligi Genel Sekreteri Coward, Türkiye ekonomisinin hızlı ve istikrarlı büyümesine dikkati çekti. İlk kez 2009 yılında geldiği Türkiye’nin her alanda ilerleme kaydettiğini vurgulayan Coward; sporun ve futbolun yaratıcı ekonomi olması gerektiğini ifade etti. İngiltere Premier Ligi’nin son 25 yılda çok fazla değişmediğini anlatan genel sekreter Coward şu ifadeleri kullandı: “Bizim ligimizde oynanan futbol, takımlar, hatta çoğu stat bile aynı. Sadece transfer harcamalarından bütçeye kadar her şey organizasyonel bir planlama dâhilinde yapılıyor. Futbolda yayın gelirleri ve bahis faktörü de gelir elde etme adına çok önemli iki kalem. İllegal bahisçiliğin önüne geçilmeli. Biz İngiltere’de, ekonominin yaratıcı tarafını oluşturuyoruz. Bu model, markamızın gelişmesinde büyük rol oynuyor.”

Önder Halisdemir: “E-biletle futbolda sağlıklı bir düzene girilecek”

Aktif Bank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Önder Halisdemir de elektronik bilet uygulamasının yürütücü ayağı olarak, Türk futbolunun daha fazla seyirci tarafından izlenmesi gerektiğine inandığını söyledi. Halisdemir, “Futbolda, liglerimizin değerini artıran en önemli unsur taraftar ilgisi. Liglerimizde maç günü gelirleri, seyirci sayılarıyla orantılı artmıyor. Bu ilişki gerçekten çok önemli. Artık yakınlarımızı maça götürürken imtina ediyoruz. Çok büyük statlarımız yok. 60 bin kişilik statları 2-3 maç harici dolduramıyorsak bu bir sorun. Stada sadece rekabet izlemeye gitmiyoruz, 4-5 saatimizi iyi şekilde değerlendirmeye ve bir şov izlemeye gidiyoruz. Biz de banka olarak futbolun yeni nesillerle sağlıklı bir şekilde buluşmasını sağlamak için bir nebze de olsa katkı sağlamak istedik” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Nazım Ekren: “Spor Endüstrisi Uygulama ve Araştırma Merkezimiz spor endüstrisine katkı sağlayacak raporlar hazırlayacak”

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren ise konuşmasına, spor endüstrisinin ekonomik ve politik açıdan öne çıkan temel bileşenlerini sıralayarak başladı.

Ekren, spor sektörünün yeni mimari ihtiyaçları başlığı altında, “Sporun kolektif, kamusal ürün ve hizmet olduğu anlayışı kamusal yaklaşıma, kamu politikalarına işaret etmektedir. Sportif faaliyetlerin önemli bir yönü de serbest zaman değerlendirme alternatifi olmasıdır. Sporu ekonomik faaliyet ile seyircilerin, izleyicilerin davranışlarına bağlı bir etkinlik olarak ele alan yaklaşımlarda ise işletme yönetimi teknikleri ve prensipleri ön plana çıkıyor. Spor hukuku, endüstrinin paydaşlarının davranış, karar ve uygulamalarını şekillendiren, uymaları gereken kural ve prensipleriyle ilgilidir. Spor uygulamaları ise endüstrinin paydaşlarının tercih ve önceliklerinin yön ve şeklini belirleyen dinamiklere vurgu yapmaktadır. Bu nedenle yönetişim odaklı ve sürdürülebilir mukayeseli  avantaj sağlayan  yapı ve ilişkiler sistemi özel önem taşımaktadır.”

Erken sözlerini şöyle sürdürdü: “Sporun doğasında olan rekabetin ortaya çıkardığı sonuçları ayrı ayrı tartışmamız lazım. Ayrıca kulüplere vereceğimiz rol ve fonksiyonu da belirlememiz gerekir. Kulüplerin karşılıklı rekabetinin sonucu olan sportif aktivitelere de baktığımızda bunun da farklı dinamiklerini değerlendirmek gerekiyor. Rekabetin yapısının nasıl kurgulanacağı ile serbest zaman tercihleri arasında sporun nereye oturtulacağı konusudur’’

2011 yılında TBMM’de spor kulüplerinin sorunları ile sporda şiddet sorununun araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğuna atıfta bulunan Prof. Erken; “Komisyonun yaptığı çalışma çerçevesinde oluşturduğu raporda, spor sisteminin hukuksal, organizasyonel ve fonksiyonel alt yapısının güçlendirilmesi, spor kuruluşlarının kurumsallaşması ve kurumsal kapasitelerinin artırılması, sporda şiddetin ve düzensizliğin önlenmesi, iletişim ve ilişki ortamının iyileştirilmesi, branş ve seyirci yönüyle sporun çeşitlendirilmesi, sporun ve spor tesislerinin yaygınlaştırılması, spor eğitim ve öğretim standartlarının yükseltilmesi başlıkları öne çıkmıştır. Bu 5 ana eksenden hareketle 12 hedef, 51 önlem ve işlem belirlenmiştir.”

Spor eğitimi konusuna da değinen Ekren, “Akademik bir yapı içinde nasıl çerçeve oluşturulursa hem endüstrinin gelişmesine katkıda bulunmuş oluruz, hem de sporun sürdürülebilir bir faaliyet olmasına da  yardımcı oluruz diye bakılmalıdır. Her hangi bir tercih ya da önceliğin yararlı bir sonuç üretebilmesi için Türkiye’nin öne çıkan ülkelerden biri olması, uluslararası başarılara imza atması, kendine has bir ekol oluşturabilmesi son derece önemli. Meclis Araştırma Komisyonu’nun 2011’de hazırladığı raporu güncelleştirmesini üniversitemiz bünyesinde kurulan Spor Endüstrisi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yaparak, Uluslararası Kreatif Ekonomi, Kültür Endüstrileri ve Kreatif Şehirler Uygulama ve Araştırma Merkezi aracılığıyla uluslararası boyutta paylaşıp, spor endüstrisinin önümüzdeki dönemde ciddi bir rol oynamasını sağlamak istiyoruz” mesajını verdi.

Zirvenin oturum bölümlerinde spor endüstrisi farklı yönlerden mercek altına alındı.

Gündem e-bilet

İstanbul Ticaret Üniversitesi Spor Endüstrisi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Türkiye Spor Endüstrisi Zirvesi, elektronik bilet (e-bilet) uygulaması ve elektronik biletin endüstriye katkısı konusunun tartışıldığı ikinci bölümle devam etti.

ASSET AŞ Genel Müdürü Özgür Gündoğan, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Elektronik Bilet Koordinatörü Kemal Hacıoğlu, E-kent (biletleme) Genel Müdürü Nabi Temuçin’i vekaleten Murat Duman ve spor yorumcusu Erman Toroğlu, bu bölümün konuşmacıları arasında yer aldı.

Kemal Hacıoğlu, bu uygulamanın kanuni bir yaptırım olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: “Bu uygulamayı gerektiren kanun 14 Nisan 2014′te yürürlüğe girdi. Beşiktaş-Fenerbahçe derbisine denk gelmesi bir fikstür azizliği. Kanuni zorunluluk sebebiyle derbi öncesine denk geldi. 6222 sayılı kanunda, kullanım zorunluluğu ile ilgili bir bölüm var. E-bilet, birdenbire hayatımıza girmedi, 2011 yılında çıkan yasayla hayatımıza girdi. ‘Nasılsa uygulanmaz’ diye bakıldı ama kanunlar uygulanmak için vardır. Yürürlük tarihi 2 kez ertelendi ama nihayet hayata geçirildi. Türkiye Futbol Federasyonu, amir kurum olarak gereken her türlü hazırlığı yaptı. Geçen pazartesi, Elazığspor-Gaziantepspor maçında ilk uygulama yapıldı ve derbi maçla devam edecek. Kulüplerimiz sisteme ancak dâhil olabildiler, yoksa daha önce de uygulamaya başlayabilirdik.”

Sistemi uygulamayan kulüplerin ciddi para cezalarıyla karşı karşıya geleceklerini de belirten Hacıoğlu şöyle devam etti: “Bu işin parasal ceza kısmı var. Süper Lig kulüpleri için maç başı 100 bin liralık bir yaptırım var. Ayrıca İl Spor Güvenlik Kurulu, müsabakanın oynanmasına izin vermeyebilir. Bu bir kanundur ve zorunluluktur, kimse, ‘ceza öderim, uygulama yapmam’ diyemez. Bu uygulama taraftarlar için bir kısıtlama değildir. Altını çizmekte fayda görüyorum, bu sistem, kaba kuvvete getirilen bir kısıtlamadır. Arjantin ve Brezilya’da parmak izi sistemi var. Polonya ve İtalya’da da benzer örnekler mevcut. Taraftarlar veri tabanına kaydediliyor.”

Kart bedellerinin kendileri açısından çok cazip olduğunu da ifade eden Hacıoğlu, “Passolig’in 50 milyon dolarlık bir altyapı maliyeti var. 150 milyon liralık da bir gelir garantisi bulunuyor. Kart bedelleri bizce çok cazip, çeşitli promosyonlarla birlikte satışa sunuluyor, çeşitli kampanyalar var. Yüzde 100 mükemmel bir sistem olmayabilir, uygulama zorlukları yaşanacaktır ve mutlaka bazı değişiklikler yapılacaktır. Yabancı uyruklu vatandaşlar, pasaport numarası ile kart alacaklar, bu da ayrıca bir zorunluluk” diye konuştu.

E-kent (biletleme) Genel Müdürü Nabi Temuçin’i vekâleten panele katılan Murat Duman ise passolig uygulamasının teknik altyapısıyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Kişisel bilgilerin güvence altında olduğunu belirten Duman; “Stadyumlara 3 bine yakın kamera kuruldu. Bütün stadyumlarda ayrıca fiber optik altyapılar olacak ve TFF ile bilgiler paylaşılabilecek. Girişe izin verecek turnike sistemi kurulumları da tamamlandı. 10 yıl süreyle bakım ve desteğini de biz yapacağız. Kartlar 3 farklı kategoride oluşturuldu. Kişisel bilgiler tamamen güvence altında. Taraftarlar aynı kartı ulaşımda da kullanabilecekler” ifadelerini kullandı.

ASSET AŞ Genel Müdürü Özgür Gündoğan da elektronik biletin Türk sporunun kanayan yarasına derman olacağını kaydetti. Şiddetin, spor seyircisini stadyumlardan uzaklaştırdığının altını çizen Gündoğan, “Stada gitmek, bir futbolsever için Nirvana’ya ulaşmaktır ama aileler sporda şiddet yüzünden maça gidemiyor. Bu temel bir haktır, maça gidemeyen insanların özgürlük hakları elinden gidiyor. Passolig Kart, sizin stattaki koltuğunuzda oturma hakkınızdır, özgürlüğünüzdür” diye konuştu.

Yeni sistemin, taraftarların konfor ve güvenliğini sağlaması dışında kulüplerin bütçelerine de ciddi katkı yapacağını anlatan Gündoğan, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

“Şuan kombine ve normal bilet alırken de şahsi bilgilerinizi veriyorsunuz. E-bilete ‘hayır’ diyenler, şiddete ‘evet’ mi diyor? Bu çalışma ayrıca, kulüplere ekstra gelir getirme amacı da taşıyor. Bu sistem tamamen konfor ve güvenlik içindir, fişlenmek için değildir. Basit bir kısa mesajla arkadaşınıza biletinizi gönderebileceksiniz. Stadyumları kontrol edilebilir hale getiriyoruz. Dünyada ilk kez bu kadar yaygın bir kullanım olacak. Kartlar üzerinde koltuk numarası yok. Bana bir koltuk tanımlandıktan sonra cep telefonuma bir mesaj gelecek. Ayrıca kimlik numaramı, statlardaki destek noktalarına vererek, hangi koltuğun bana ait olduğunu da öğrenebilirim. Sponsorların koltukları ise daha önceden kendilerine bildirilecek. Passolig Kartı olmayan sponsorlar ise kart almaya teşvik edilecek.”

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Medya Direktörü Esat Yılmaer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda, Avea Kurumsal İletişim Direktörü Füsun Feridun, Turkcell Kurumsal Sosyal Sorumluluklar, Sponsorluklar ve STK İlişkileri Direktörü Zeynep Özbil ve Coca-Cola Türkiye Sponsorluk Müdürü Nazlı Çağlayan konuşmacı olarak sahnede yer aldı.

Avea Kurumsal İletişim Direktörü Füsun Feridun, dört büyük kulübe aynı anda sponsorluk yapmış dünyadaki tek kurum olduklarını söyledi. Feridun, Avea’nın futbol ve spora neden bu denli destek verdiğini şu sözlerle açıkladı:

“Avea 12 yıldır futbolla iç içe. Ülkemizde kulüplerimizle yaptığımız çalışmaların yanı sıra İspanyol Barcelona Kulübü’nün Türkiye’deki iletişim partneriyiz ve NBA ile ortaklığımız devam ediyor. Spor, aslında Avea’nın DNA’sında var. Bugün 15 milyon müşterimiz var ve bunların  çoğu gençlerden oluşuyor. Farklı profillerdeki müşterilerimizin kalbinde olmayı hedefliyoruz; onlarla duygusal bir bağ da kurabilmeyi arzuluyoruz. İyimseriz, heyecanlıyız ve meydan okuyan bir markayız. Spor kulüpleriyle işbirliği yapıyor olmamız kaçınılmaz çünkü; spor  tüm dünyada en birleştirici etkinliktir.”

İspanyol devi FC Barcelona ve Amerikan Ulusal Basketbol Ligi (NBA) ile yaptıkları çalışmalara da değinen Füsun Feridun, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’den Messiler yetiştirmek amacıyla yola çıktık. Türkiye’de de yetenek avcılığına başladık ve seçtiğimiz 18 çocuğu İspanya’ya götürdük. Barcelona’nın altyapı hocalarıyla antrenman yapma fırsatı buldular. Ülkemizin dört bir yanından çocukları seçtik. Türkiye’de 5 kamp gerçekleştirdik, 500 çocuğumuzu eğittik ayrıca 5 bin çocuğumuz da seçmelerden geçirildi. Barcelona’ya giden çocuklarımızın 12′si, Türk Milli Futbol Takımlarının çeşitli yaş kategorilerinde yer alıyor. Türkiye’de, futbolda bir Barcelona modeli oluşturduğumuzu düşünüyoruz. NBA’in resmi internet sitesini Türkçe yaptık ve yine Barcelona Kulübü ile yaptığımız gibi
NBA ile de basketbol kampları düzenledik.”

Turkcell Kurumsal Sosyal Sorumluluklar, Sponsorluklar ve STK İlişkileri Direktörü Zeynep Özbil ise spora, sosyal sorumluluk ekseninde destek verdiklerini anlattı. Özbil, “Dört büyüklerin yanında, Anadolu kulüplerinden de bir büyük çıkarma yolunu benimsedik. Şirket olarak bir farklılık yaratabilir miyiz diyerek, Anadolu kulüpleriyle yakınlaştık. Verdiğimiz desteğin 5. yılında, Bursaspor şampiyon oldu ve amacımıza ulaştık. Enerjimizi sadece futbol ve basketbolla değil bireysel sporlarla da buluşturduk. 2020 Olimpiyat Oyunları’na giden yolda çalışmalar yapıyoruz. Yüzme ve atletizm gibi branşlarda etkin olmaya çalışıyoruz. En büyük isteğimiz ise teknolojimizi sporun hizmetine sunmak” diye konuştu.

Coca-Cola Türkiye Sponsorluk Müdürü Nazlı Çağlayan da 1928′den beri olimpiyatların sponsoru olduklarını vurgulayarak, “Ayrıca FIFA’ya verdiğimiz destek de devam ediyor. FIFA’nın bilinirliğini artırmak adına Dünya Kupası’nı ülkelere götürdük. Partnerlerimizle birlikte projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Örneğin uçurtma sörfü sporu, verdiğimiz destekle popülaritesini artırdı. Ülkemizde, Burn Dünya Uçurtma Sörfü Şampiyonası’nı düzenledik ve yaklaşık 40 bin kişi tarafından takip edildi. Sporlara ve sporculara her alanda destek vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Zirvenin finalinde Yılın Spor Endüstrisi Ödülleri töreni gerçekleştirildi.

Törende ödüle almaya hak kazanan kurum, kuruluş ve isimler şöyle:

ARNİCA SENUR A.Ş.
YILIN SPOR SPONSORLUĞU ÖDÜLÜ
BİREYSEL SPONSORLUK DALI

VAKIFBANK
YILIN SPOR SPONSORLUĞU ÖDÜLÜ
TAKIM SPONSORLUĞU DALI

VODAFONE
TÜRKİYE
YILIN SPOR SPONSORLUĞU ÖDÜLÜ
ORGANİZASYON SPONSORLUĞU DALI

ZİRAAT BANKASI
YILIN SPOR İLETİŞİMİ ÖDÜLÜ
YILIN İLETİŞİM KAMPANYASI DALI

ÜLKER
YILDIZ HOLDİNG
YILIN SPOR İLETİŞİMİ ÖDÜLÜ
YILIN SOSYAL SORUMLULUK DALI

ZİRAAT BANKASI
YILIN SPOR İLETİŞİMİ ÖDÜLÜ
YILIN SPOR İLETİŞİM MESAJI DALI

TÜRK TELEKOM
YILIN SPOR İLETİŞİMİ ÖDÜLÜ
DİJİTAL SPOR KAMPANYASI DALI

DIDIER DROGBA
YILIN SPOR ENDÜSTRİSİ ÖZEL ÖDÜLLERİ
YILIN MARKA SPORCUSU ÖZEL ÖDÜLÜ

VAKIFBANK
YILIN SPOR ENDÜSTRİSİ ÖZEL ÖDÜLLERİ
YILIN MARKA TAKIMI ÖZEL ÖDÜLÜ

ACIBADEM SAĞLIK GRUBU
YILIN SPOR ENDÜSTRİSİ ÖZEL ÖDÜLLERİ
ENDÜSTRİYİ BÜYÜTENLER ÖZEL ÖDÜLÜ

EMİN MÜFTÜOĞLU
YILIN SPOR ENDÜSTRİSİ ÖZEL ÖDÜLLERİ
YILIN SPOR YÖNETİCİSİ ÖZEL ÖDÜLÜ

TÜRKİYE BİSİKLET FEDERASYONU
CUMHURBAŞKANLIĞI BİSİKLET TURU
YILIN SPOR ORGANİZASYONU ÖZEL ÖDÜLÜ

TURKCELL
YILIN SPOR ENDÜSTRİSİ BÜYÜK ÖDÜLÜ

Not: Türkiye Spor Endüstrisi Zirvesi  facebook hesabı için tıklayınız

Kaynak: www.ticaret.edu.tr

107 views

You must be logged in to post a comment Login

KATEGORİLER

 

Ekim 2020
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

SEN DE YORUM GÖNDER

    casino metropol casino maxi